Atrial fibrilasyon, kalbin üst odacıkları olan kulakçıkların normalden çok daha hızlı ve düzensiz bir biçimde kasılmasıdır. Bu husus, kalbin genel ritmini bozar ve kanın vücuda başarılı bir şekilde pompalanmasını önler. Kalp ritim bozuklukları içerisinde en çok görülenlerden bir tanesi olan atrial fibrilasyon, özellikle ileri yaşlarda daha sık ortaya çıkar.
Atrial Fibrilasyon Nedir?
Kalbin sağlıklı çalışmasında, sinoatriyal düğüm adı verilen doğal bir pil, rutin elektriksel uyarılar göndererek kalp kaslarının kasılmasını sağlar. Fakat atrial fibrilasyon varsa, kulakçıklardaki elektriksel aktivite kaotik hale gelir. Bu husus, kulakçıkların titreşmesine ya da çok hızlı ve düzensiz kasılmasına sebep olur. Bu düzensiz sinyaller kalbin alt odacıkları olan karıncıklara iletilir ve sonuç olarak kalp atış hızı çoğunlukla artar ve düzensizleşir. Bu düzensiz kalp atımı hem hissedilebilir semptomlara yol açar hem de ciddi sağlık problemleri için tehlike oluşturur.
Atrial Fibrilasyonun Belirtileri Nelerdir?
Atrial fibrilasyon bazı kişilerde herhangi bir belirti göstermez ve tesadüfen düzenli kontroller esnasında saptanır. Fakat pek çok hastada farklı belirtiler baş gösterir. Atrial fibrilasyon ve flutter belirtileri çoğunlukla benzerdir ve şunları kapsar:
- Çarpıntı: Kalbin hızlı, düzensiz ya da güçlü attığı hissidir. Bu, en çok rastlanan belirtilerden bir tanesidir.
- Düzensiz Kalp Atımı: Nabız kontrol edildiği zaman atımların düzensiz ve çoğunlukla hızlı olduğu fark edilir. Atrial fibrilasyon nabız karakteristiği bu düzensizliktir.
- Yorgunluk: Kalbin verimsiz çalışmasından dolayı vücuda yeteri kadar kan pompalanamaması, devamlı bir yorgunluk hissine sebep olur.
- Nefes Darlığı: Özellikle efor esnasında ya da yatarken nefes almakta güçlük çekme.
- Baş Dönmesi ya da Sersemlik: Kan basıncında düşme ya da beyne giden kan akışındaki düzensizliklerden dolayı meydana çıkar.
- Bayılma Hissi: Özellikle kalp hızının çok yükseldiği ya da düştüğü durumlarda bayılma gözlenebilir.
- Göğüs Ağrısı ya da Rahatsızlık: Kalp kasının yeteri kadar oksijen alamaması ya da hızlı çalışmasından dolayı göğüste baskı, sıkışma ya da ağır hissedilebilir.
Bu semptomlar kişiden kişiye farklılık gösterir ve şiddeti değişiklik arz eder. Semptomların varlığında muhakkak bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Erken teşhis, birçok hastalıkta olduğu atrial fibrilasyonda da oldukça önemlidir.
Atrial Fibrilasyonun Nedenleri ve Risk Faktörleri
Atrial fibrilasyon gelişimine sebep olabilen pek çok unsur vardır. Bu sebepler çoğunlukla kalple alakalı yapısal problemler ya da kalbi etkileyen diğer tıbbi hususlar olabilir. Başlıca atrial fibrilasyon sebepleri şunları kapsar:
- Hipertansiyon: Uzun vadeli kontrolsüz yüksek tansiyon, kalbin formunu ve elektriksel fonksiyonunu bozarak AF tehlikesini artırır.
- Koroner Arter Hastalığı: Kalp damarlarındaki daralma ya da tıkanıklıklar kalp kasına hasar vererek ritim bozukluklarına zemin hazırlar.
- Kalp Yetmezliği: Kalbin pompalama gücünün azaldığı zamanlar AF gelişimini tetikler.
- Kalp Kapak Hastalıkları: Özellikle mitral kapak problemleri kulakçıklarda basınç artışına ve genişlemeye yol açarak AF’ye sebep olur.
- Geliştirilmiş Kalp Ameliyatları: Kalp üzerinde yapılan cerrahi işlemlerin ardından AF gelişme tehlikesi artar.
- Doğumsal Kalp Hastalıkları: Bazı doğumsal kalp hastalıkları yapısal anormallikler sebebiyle ilerleyen yaşlarda AF tehlikesini artırır.
- Tiroid Hastalıkları: Özellikle tiroid bezinin aşırı çalışması kalp hızını ve ritmini etkileyerek AF’ye sebep olur.
- Akciğer Rahatsızlıkları: KOAH ya da pulmoner emboli gibi durumlar kalbi zorlar ve AF’yi tetikler.
- Obezite: Aşırı kilo, kalp üzerinde ilave yük oluşturur ve AF tehlikesini artırır.
- Şeker hastalığı
- Uyku apnesi
- Aşırı alkol tüketimi
- İleri yaş
Bu tür hususların her biri, hastalık nedenleri arasında yer alır. Risk faktörlerinin değerlendirilmesi, ilerleyen süreçte hastalık oluşumunun önlenmesi adına önemli olabilir. Bu nedenle risk faktörleri hakkında bilgi edinilmesi gerekir.
Atrial Fibrilasyon Tanı Yöntemleri
Atrial fibrilasyon yalnızca rahatsız edici semptomlara sebep olmakla kalmaz, aynı zamanda ciddi komplikasyonlara da sebep olabilir. Bunların en önemlisi de inmedir. İnme, AF’nin en tehlikeli sonucudur. Atriyumlarda düzensiz elektriksel aktivite sebebiyle kulakçıklar etkili bir biçimde kasılamaz ve kan bu odacıklarda göllenir.
Göllenen kan pıhtılaşmaya elverişlidir. Oluşan pıhtılar kan dolaşımına katılarak beyne giden damarları tıkar ve inmeye sebep olabilir. Atrial fibrilasyon, inme tehlikesini normal popülasyona nazaran ortalama 5 kat artırır. Bundan dolayı tromboembolik risk değerlendirmesi ve gerekirse kan sulandırıcı tedavi AF yönetiminin ana taşlarından bir tanesidir. Artan inme riski sebebiyle erken teşhis ve tedavi kritik önem taşır.
Devamlı hızlı ve düzensiz kalp atışları zaman içerisinde kalp kasını yorar ve zayıflatır. Bu husus kalbin vücuda yeterli kanı pompalayamadığı kalp yetmezliğine sebep olabilir ya da var olan kalp yetmezliğini kötüleştirebilir. Bunların yanı sıra çarpıntı, halsizlik, yorgunluk, nefes darlığı gibi semptomlar kişinin günlük aktivitelerini kısıtlar ve hayat kalitesini olumsuz etkiler. Bazı çalışmalar, AF’nin uzun sürede bilişsel işlevlerde azalma ve demans tehlikesi ile bağlantılı olabileceğini düşündürür.
Dolayısıyla hastalığın doğru teşhis edilmesi oldukça önemlidir. Teşhis sırasında elektrokardiyogram (EKG), taşınabilir olay kaydedici cihazlar, holter monitörü gibi yöntemlerin kullanıldığını söylemek mümkündür.
Atrial Fibrilasyon Tedavi Yöntemleri
Atrial fibrilasyon tedavisi kişiye özel bir şekilde planlanır ve çoğunlukla üç ana amaca odaklanır:
- Kalp Hızının Kontrolü: Kalp hızını normal sınırlara düşürerek semptomları azaltmak ve kalp kasının yorulmasını engellemek hedeflenir. Bunun için beta blokerler, kalsiyum kanal blokerleri ya da digoksin gibi ilaçlar kullanılır.
- Normal Kalp Ritminin Sağlanması ve Sürdürülmesi: Özellikle genç hastalarda ya da semptomları şiddetli olanlarda, kalbi normal sinüs ritmine döndürmek ve bu ritmi korumak amaçlanır. Bu hedefle antiaritmik ilaçlar ya da elektriksel kardiyoversiyon işlemi uygulanır. Kateter ablasyonu adı verilen girişimsel bir teknikte ise kalpteki anormal elektriksel yöntemleri özel kateterlerle yakarak ya da dondurarak ritim bozukluğu ortadan kaldırılmaya çalışılır. Bu durumda kalp pili takılması gerekebilir.
- Pıhtı Oluşumunun ve İnmenin Önlenmesi: Atrial fibrilasyon hastalarında inme tehlikesini azaltmak için kan sulandırıcı ilaçlar kullanılır. Hastanın inme risk unsurlarına göre uygun kan sulandırıcı tedavi tercih edilir. Geleneksel olarak warfarin ya da yeni nesil oral antikoagülanlar bu amaçla kullanılır.
Tedavi tercihi hastanın yaşına, belirtilerin düzeyine, AF çeşidine, eşlik eden hastalıklara ve inme tehlikesine göre yapılır. Aynı zamanda hayat tarzı farklılıkları tedavinin önemli bir parçasıdır.
Atrial fibrilasyon, yaygın görülen ve önemli sağlık problemlerine sebep olabilen bir kalp ritim bozukluğudur. Özellikle de inme riski sebebiyle erken tanısı ve uygun tedavisi büyük önem arz eder. Kalp atışlarınızda düzensizlik, çarpıntı, nefes darlığı ya da açıklanamayan yorgunluk gibi semptomlar fark ederseniz, zaman kaybetmeden bir kardiyoloji uzmanına başvurmanız tavsiye edilir. Modern tedavi teknikleri ile atrial fibrilasyon kontrol altına alınabilir ve komplikasyon tehlikesi önemli oranda azaltılabilir. Sağlıklı bir hayat stili benimsemek ve rutin doktor kontrollerini aksatmamak, bu ve diğer kalp hastalıklarından korunmada ciddi rol oynar.
Atrial Fibrilasyon ve İnme Riski
Atriyal fibrilasyonun inme riskini 5 kat daha fazla arttırdığı bilinir. Fakat uzun süreli antikoagülen tedavisinin bu riski azalttığını söylemek mümkündür. AF’de kalbin düzgün kasılamadığı gözlemlenir. Bu ise atriyum içinde kan birikmesine sebebiyet verebilir. Bu durgunluk ise kan pıhtısına, kan pıhtısı ise beyne ulaşan kan damarlarının tıkanmasına neden olur. Dolayısıyla iskemik inme meydana gelebilir.
Atrial Fibrilasyonla Yaşam: Dikkat Edilmesi Gerekenler
AF ile yaşamak durumunda kalan hastaların birtakım hususlara dikkat etmesi gerekir. Özellikle düzenli doktor kontrolü oldukça önemlidir. Bunun yanı sıra ilaçlar düzenli bir şekilde kullanılmalı, düzenli olarak tansiyon ve kolesterol kontrol edilmeli ve sağlıklı beslenmeye önem verilmelidir. Ayrıca kilo kontrolünün gerçekleştirilmesi de oldukça önemlidir.